YÜCE TÜRK MİLLETİ…


Sizin vergilerinizden, elektrik faturalarınızdan finanse edilen devlet radyo televizyonu TRT ve sermayenin güdümünde, gücün yandaşı olan diğer yayın organları, maalesef sizlerin doğru haber almanızı, gündemi doğru okumanızı engelleyecek şekilde, Türk Milletinin şuurunu, dikkatini dağıtmak üzere adeta sözleşmiş gibi yayınlar yapmaktadırlar…

Bu itibarla, Türk Milletinin varlığını, bulunduğu coğrafyada BÖLGESEL GÜÇ oluşunu her şeyin üstünde tutan, Türkiye Kamu Çalışanları Kalkınma ve Dayanışma Vakfı (TÜRKAV) olarak, önemli gördüğümüz iki konuya dikkatlerinizi çekmek istiyoruz.

Sayın Başbakanımızın Nükleer Güvenlik Zirvesi için gittiği Güney Kore’nin Başkenti Seul’de, ABD başkanı Obama ile yaptığı görüşme neticesinde, Obama’nın "Başbakan'ı Türkiye'de dini azınlıkları koruma konusunda sarfettiği çabalar için tebrik ettim. Büyükada Ruhban Okulu'nu yeniden açma kararını duymaktan memnun oldum” sözleri Türk Milliyetçilerini kaygılandırmıştır. Bizler, hiçbir Türk Başbakanının, aşağıda hainliklerinden birkaçını sıralamaya çalıştığımız bir fitne yuvasını açma sözünü vereceğine inanmıyoruz, inanmak istemiyoruz!..


Sözde amacı Hristiyan alemine din adamı, Papaz yetiştirmek olan Heybeliada Ruhban Okulu, aslında bir siyasi güç, bir fitne yuvası olarak; açıldığı günden bu güne kadar, kapatılmasına sebep olan önemli birkaç olayı ve hain şahsiyetleri dikkatinize sunak istiyoruz…

1-Bu şahsiyetlerden biri Atatürk'ün Nutuk'ta nefretle andığı, Patrikhane'yi fesat ve hıyanet ocağı olarak nitelemesine de sebep olan Mavri Mira üyesi ve eski Fener Patriği Athenagoras. Diğer ünlü Heybeliada mezunu da, Kıbrıs’ta binlerce Türk'ün katlinden sorumlu olan, bir bebek katili ve soykırım önderi Makarios’dur.

2- Türklerin hoşgörüsüyle kaim olan bu müessese, zaaf anında en ufak fırsatları dahi değerlendirmeye kalkmış, bu yüzden iki patrik idam edilmiştir. İdama mahkûm edilen ilk patrik, Köprülü Mehmed Paşa tarafından 1657’de astırılan 3. Partenios’tur. İkincisi ise Mora isyanını teşvik ve himaye eden 2. Gregoryos’tur. 2. Gregeryos, sadrazam Benderli Ali Paşa tarafından 1821’de patrikhanenin orta kapısında astırıldığı için, patrikhanenin orta kapısı o günden bu yana kapalı tutulmaktadır. Güya bu kapı patrikle eşit seviyede bir Türk yetkilisi asıldığında açılacaktır. Merak ediyoruz, bu Türk yetkili zamanın Diyanet İşleri Başkanı mı olacak, yoksa başka bir söz mü alınmıştır?

3- 1918 de Mütareke yıllarının başlaması ile birlikte Patrikhane Bizansı yeniden diriltmek, Türk topraklarından bir bölümünü Yunanistan’a bağlamak için yoğun bir faaliyete girişmiştir. Bu amaçla Etniki Eterya, Rum Matbuat Cemiyeti, Rum İttihad-ı Milli Cemiyeti, Rum İzcilik Teşkilâtı, Rum Trakya Cemiyeti, Rum Küçük Asya Cemiyeti vb. kuruluşları parasal yönden desteklemiştir. Yunan başbakanı Venizelos’un İstanbul’a yolladığı iki siyasi temsilci ile iş birliği yaparak İstanbul’dan toplanan 5.000 [beş bin] gönüllü Rumu silahlandırıp İzmir ve Trakya’ya göndermiş, İstanbul resmen işgal edilince (16 mart 1920) patrikhaneye Bizansın çift başlı kartal armasını taşıyan bayrağı bu hainler tarafından çekilmiştir. Doğu Karadeniz’de Pontus Cemiyetinin silahlı çeteleri sivil Türk halkını topluca öldürmüşlerdir.”

Bu gün de, bu sözde Papaz Okulu Türkiye’nin ulusal hukukuna tabi olmak istemezken küresel dinamiklerden güç almakta, siyasi bir aktör gibi davranmayı tercih etmektedir. ABD Dışişleri Bakanı H. Clinton’un “Okulun açılması bizim için bir şeref meselesi” demesi bunun kanıtıdır. ABD Başkanı Obama’nın İstanbul ziyaretinde Müslüman, Ermeni ve Musevi din adamlarıyla birlikte, Patrik Bartholomeos’la ise baş başa görüştüğünü unutmamak gerekir...

ADIM ADIM HEYBELİ ADA HAİN YUVASI AÇILIYOR…

1- Yunanistan'ın bazı bölgeleri dahil (Onikadalar, Girit ve Kuzey Yunanistan) dünyanın çeşitli ülkelerinde Patrikhane'ye bağlı kiliselerdeki metropolitlere TC vatandaşı olabilmeleri olanağı sağlandı. Bu şekilde Patrikhane'nin din adamı sıkıntısı çözüldü.
2- Trabzon'daki Sümela Manastırı ve Türkiye'deki pek çok eski Ortodoks kilisesinde uzun yıllar sonra dini ayinler gerçekleştirildi.
3- Türkiye, AİHM kararına uyarak Büyükada'daki yetimhaneyi Patrikhane'ye iade etti.
4- Rum vakıfları gayrı menkullerinin iadesine başladı. İlk olarak Galata Rum İlkokolu'nun tapusu geçtiğimiz aylarda verildi.
5- Gökçeada'da 48 yıl sonra Rum okulu izni çıktı.
6- Özel Okullar ile ilgili tasarı TBMM'de kabul edilmesi halinde, azınlık okullarında öğrencilerin TC vatandaşı olmaları zorunluluğu kaldırılacak. Bu şekilde, Rum okullarının öğrenci sayısının az olması nedeniyle kapanmaları tehlikesi ortadan kalkacak.
7- Azınlık gazetelerinin ekonomik açıdan ayakta kalabilmeleri için Basın İlan Kurumu'ndan resmi ilan almaları sağlandı.

ŞİMDİTürk Milliyetçileri olarak!..., Türk Milletini uyarma görevimizi yaparak sesleniyoruz ki; bunun bir adım sonrası, İstanbul’un ortasında, Türkiye’nin kalbinde ikinci bir VATİKAN kurmaktır…bu adım asla gerçekleşmemeli, Asil Milletimiz bu oyunu bozmalıdır!...

İkinci Olarak:

Büyük Türk Milleti, Saygıdeğer Müslümanlar!..

Son günlerde Şehit aileleri ve Gazilerimizle ilgili yapılan bir çalışmanın arasında “sivil Şehitlik” tanımlaması akılları karıştırmıştır.

Buna göre Uludere’de öldürülen kaçakçılarla birlikte Hrant Dink’in de şehitlik kapsamına alınabileceği konuyla ilgili çalışmaları yürüten bakan tarafından duyurulmuştur.

Hiç kimse dini ve milli bir kıymet hükmü taşıyan şehitliği hukuki bir terim veya içeriğe sokamaz!..

İnancımız, şehitliğin hangi hallerde olacağını ve kime şehit denileceğini ifade etmiş ve bu konudaki sınırları kalın olarak çizmiştir.

Her hal ve şart altında vefat eden birisinin şehit olabilmesi için Müslüman olması mutlak anlamda gerekliliktir. Hırant Dink’i haşa şehitler kervanına katınca, oldu olacak Ermenistan’ı da bir İslam Ülkesi olarak tanımlayalım…


Yüce Allah’ın isimlerinden birisi olan şehit; ölmeyen, aksine Rabbimizin katında diri olan ve O’nun ikram ettiği nimetleri gören, kıyamet günü inkarcıların aleyhine Peygamber efendimizle birlikte şahitlik yapacak ayrıcalıklı ve mukaddes bir kimsedir.

Şehitlik; kanını, canını, fani bedenini vatan, bayrak, millet ve Allah yolunda hasredenlerin buluştukları kutlu ve mukaddes bir ilahi dergâhın adıdır.

Dün cennetin anahtarını dağıtanların, bu gün şehitlik ehliyetini gayri müslimlere de dağıtacak olması, önüne gelene bu değeri lütuf olarak verecek cüreti ve yetkiyi görmesi bizleri şaşırtmamıştır.

Hiç kimsenin şüphesi olmasın ki;
Müslüman Türk Milletinin evlatları olarak…

Milliyetçilik gömleğini ihtiyaç oldukça sırtına geçirenlerle mücadele ettiğimiz gibi,
Maneviyat tüccarlığı, inanç karaborsacılığı ve manevi değer stokçuluğu yapanlarla da,

Rahmani kılığa girmiş her türlü nifakla, dinimizi, diyanetimizi ve kutsallarımızı yıpratmaktan ve çarpıtmaktan en ufak bir çekinme ve hicap duymayanların oyunlarını sizlerle paylaşmaktan kaçınmayacağız.

Türk Milliyetçileri ve Ülkücüler olarak; en büyük varlık sebebimiz olarak gördüğümüz Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü için, Türk Milletinin huzur, refahı ve kalkınması için…Yüce Allah’ın nizamını ve Adaletini bu ülkede hakim kılmak için var gücümüzle mücadele edeceğiz!...

TANRI TÜRKÜ KORUSUN VE YÜCELTSİN…

NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE...





TÜRKAV
Genel Merkezi
Şube Başkanlıkları
Temsilcilikleri