22.12.2014

KASTAMONU TÜRKAV‘IN GELENEKSELTARİH VE KÜLTÜR GECESİ’NDE BÜYÜK COŞKU
Türkiye Kamu Çalışanları Vakfı (Türkav), 20 Aralık 2014 Cumartesi akşamı Kastamonu Halk Eğitim Merkezi’nde Tarih ve Kültür Gecesi düzenledi.
Bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen programa;MHP Kastamonu milletvekili Emin ÇINAR, MHP MYK üyesi Sami UZUN, MHP il ve ilçe başkanları ve yönetimleri, Ülkü Ocakları il başkanı, Türkiye Kamu-sen il başkanı ve bağlı sendikaların başkanları, Kastamonu Üniversitesi öğretim üyeleri, Türk Ocakları Kastamonu il Başkanı, Şeyh Şaban-ı Veli Vakfı başkanı, Kutlu Bilgi Derneği başkanı, üniversite öğrencilerive çok sayıda vatandaş katıldı. Yoğun bir katılımdan dolayı salonun yetersiz kaldığı görüldü.
Programın açılış konuşmasını yapan TÜRKAV Kastamonu Şubesi başkanı Doç Dr. Cevdet YAKUPOĞLU, böyle bir program yaparak; Türk Dünyası’nın önemli bir parçası olan Suriye ve Irak’ta meydana gelen olaylara ve Türkmenlerin çektikleri sıkıntılara dikkat çekmeyi hedeflediklerini, ikinci aşamada ise “Ülküde Birlik Ülkede Dirlik” temalı konferans icra ederek her zamankinden daha çok ihtiyaç hissedilen birlik ve beraberliğe vurgu yapmayı amaçladıklarını söyledi.  Yakupoğlu sözlerine devamla, “günümüzde Irak ve Suriye coğrafyasında geçmişi bir, dili bir, kültürü bir olan soydaşlarımız ve yüzlerce yıldır kader birliği ettiğimiz dindaşlarımız vardır. Bunlar, bir zamanlar Haçlı taarruzlarına karşı omuz omuza mücadele etmişlerdi. Şimdi ise Irak ve Suriye kan gölüne çevrildi. Büyük güçler, adına Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) dedikleri küresel planlarla Afganistan’a kan kusturuyorlar. Haritaları yeniden çizip, “maşa terör örgütleri” ortaya çıkararak, bunlar eliyle İslam dünyasına kendi istedikleri düzeni getirmek, Müslüman toplumları korku imparatorluğu sınırları içine almak istiyorlar. Türkiye’yi ise bir çıkmaza doğru sürüklemeye çalışıp, nüfusuyla oynayarak, sahte etnik- dinî çatışmalar ortaya çıkararak diz çöktürmeyi amaçlıyorlar” dedi.
Yakupoğlu, “esasen Türk Milleti, kısa zaman içinde bütün bu oyun ve planları bozacak ve milli duruşunu dost düşman herkese mutlaka gösterecektir. Bu nedenle artık “uyanık olmanın zamanı” gelmiştir. “Birlik olmak” için önce “akıllı olmak” gerekiyor herhalde. Birlik olmak için bir “ülküde” birleşmek, aynı hedeflere hep birlikte yönelmek gerekiyor. Bundan sonra ise “ülkede dirlik” olacaktır” diyerek konuşmasını tamamladı.
Musul ve Kerkük Türkmenlerinin yaşadığı dramın anlatıldığı sinevizyon gösterisinin ardından Kastamonu Üniversitesi Öğretim Görevlisi Nevzat ŞENSİZOĞLU“GavimGardaşNerdesen” adlı şiiri seslendirdi.
Daha sonra Gazi Üniversitesi öğretim üyesi MHP MYK üyesi Doç. Dr. Ruhi ERSOY’un “Ülküde birlik, Ülkede Dirlik” konulu konferansına geçildi. Büyük ilgi ile takip edilen konuşmasınaRuhi ERSOY, Kastamonu’nun son asırda yetiştirmiş olduğu büyük âlim ve fikir adamlarından olup 1989 yılında vefat etmiş bulunan merhum Mehmet Feyzi Efendi ile onunen yakın talebesi ve Kastamonu’daki Türk Milliyetçilerinin fikir babası olan Musa Özdağ’ın sözleriyle başladıktan sonra Türk tarihi üzerine genel bazı tespitlerde bulundu. Ersoy, konuyla ilgili şu değerlendirmeleri yaptı: “Türklerin tarihî süreç içinde doğudan batıya uzanan göç yolculuğu yüzyıllar boyunca devam etmiştir. Türk Milleti, Büyük Türkistan coğrafyasının bütün tarihî ve kültürel birikimlerini Anadolu coğrafyasına da taşımıştır. Burada yaşayan Türk Milleti;Türkistan, Orta Doğu, Kafkaslar, Balkanlar ve dünyanın pek çok bölgesinden taşınan Türk kültürünün bir sonucu olarak nihayet büyük bir medeniyet meydana getirmiştir.Ancak bu süreç zarfında Türkler, Dünya medeniyetine yaptıkları büyük katkılardan dolayı çevre milletlerin kıskançlıklarına maruz kalmışlar, bir takım hain tuzaklar sonucu büyük badireler atlatmışlardır. Saf ve temiz yürekli Türk Milleti, çoğu zaman düşman tuzaklarının tehlikelerinden kendini koruyamamıştır. Bilge Kağan gibi akıllı ve ileri görüşlü büyük Türk liderleri Türk Milleti’ni bu tarz tehlikelere ve düşman desiselerine karşı uyarmıştır. Öyle görünüyor ki Bilge Kağan’ın Orhun Yazıtları’nda1300 yıl önce Türk milletine verdiğiuyarı mesajlarıbugün için dahada önem kazanmıştır.”
Doç. Dr. Ruhi ERSOY, konferansının devamında Türk tarihinin derinliğini ve Türk kültürünün zenginliğini ifade eden çarpıcı örneklere yer verdi: “Türk Milleti’nin tarih boyunca özellikle de İslam’la şereflendikten sonraki dönemlerde yetiştirmiş olduğu İmam-ı A’zamEbû Hanife, İmam Mansur Maturîdî, Hoca Ahmet Yesevî, MevlânâCelaleddin, Yunus Emre, Hacı Bayram, Akşemseddin, Şeyh Şaban-ı Veli ve Mehmet Feyzi Efendi gibi manevî büyüklerin, Türk milletinin birlik ve bütünlüğünde çok önemli rolleri olmuştur. Bu erenlerin ortaya koydukları feyizler doğrultusunda hareket edildiği sürece bu milleti bölmenin parçalamanın mümkün olamayacağını belirtmekte yarar vardır. Türk Milletini Anadolu coğrafyasında sözdebirçok etnik guruba ayırmak kimsenin haddi değildir. Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk kabul edilmiştir ve ülkede eşit haklara sahiptir.”
“Ülküde Birlik Ülkede Dirlik” konulu konuşmasının akış süresi içinde Dr. ERSOY, Türkiye’de son yıllarda Millet olma yolunda önemli mesafeler almış olan Türk Milleti’nin Anadolu coğrafyasından sökülüp atılabilmesi için öncelikli olarak “Türk” kelimesinin anlamının içinin boşaltılmaya çalışıldığını, “Türk”ün sadece ırkî bir terim olduğunu iddia edenlerin bu teorilerini hiçbir tarihî ve sosyolojik temele dayandıramadıklarını ifade ettikten sonra bu konuyla ilgili Amerika, İngiltere, Fransa gibi ülkelerden örnekler vererekTürkiye’de hiç kimsenin ırk temelli bir yaklaşımla Türklüğü tarif etmemesi gerektiğini ifade etti.
Doç. Dr. ERSOY, son günlerde Türkiye’de karşılaşılan önemli problemlerden birinin de dinin siyasete her zamankinden daha fazla alet edilmesi olduğunu;ülkede ve komşu İslam beldelerinde din adına, İslam adına cürümler işlendiğini, terör örgütleri oluşturulduğunu söyledikten sonra, tek sevindirici hususun ise Türkiye’de sadece bir siyasi partinin, MHP’nin bu hatadan kaçınmayı başardığını, bu nedenle de bu partinin temsilcilerinin toplumun dini tercihlerini gündelik siyasete alet etmemeye özen göstermiş olmalarının takdirle karşılanması gerektiğini dile getirdi.
Konuşmasında, Türkiye’de iktidar mensupları tarafından yapılan güzel hizmetlerin elbette alkışlanması gerektiğini ancak bunu yaparken de aynı iktidarın,bölücülüğe bu kadar çok pirim vermesini de tasvip etmelerinin mümkün olmadığına yer veren ERSOY, Türkiye’de eli kanlı bir terör örgütünün ve sözde bu örgütün temsilcilerinin bu kadar şımartılması yüzünden,memlekette meydana konulan bazı güzelliklerin kıymetinin de hiçbir değer ifade etmediğini söyledi.
Konuşmasının son bölümünde Doç Dr. Ruhi Ersoy, Irak ve Suriye’deki Türkmenlerin bin yıldır bölgede özgürce yaşadıklarını ancak son yüzyılda devamlı surette baskı ve zulüm gördüklerini, Türkiye’nin o coğrafyadaki soydaşlarla tarih, kültür, din ve kan bağı olduğunu, buna rağmen Türkiye’den bölgeye resmi kanallarla doğru dürüst hiçbir yardımın yapılmadığını,bereket versin bu soydaş ve dindaşlarımıza Ülkü Ocakları tarafından büyük yardımlaryapıldığını ifade etti.
Kastamonu’ya davet edilmesinin kendisini son derece mutlu ettiğini söyleyen Ruhi ERSOY, Selçuklu beylerinden Atabey Gazi’nin tasavvuf büyüklerinden Şeyh Şa’ban-ı Velî’nin ve Türk-İslam ülküsü üzerine değerli fikirler üretmiş merhum Mehmet Feyzi Efendi’nin memleketine gelip konferans vermekten, tarih ve kültür kenti Kastamonu’nun manevî havasını teneffüs etmekten son derece mesut ve bahtiyar olduğunu dile getirdi. Programın tertip edilmesinde emeği geçen ve kendisini Kastamonu’ya davet eden Türkav Kastamonu şube başkanı Doç. Dr. Cevdet Yakupoğlu ve yönetimine de teşekkür eden Ruhi Ersoy, “iyi ki gelmişim, sizleri ve Kastamonu’yu gördüm, Kastamonu’nun Türklük davasının sağlam bir kalesi olduğunu bizzat müşahede ettim” diyerek Kastamonulularla vedalaştı.
Program Ruhi ERSOY’aplaket takdimi ile sona erdi.