DÖRT İLÇENİN ORTASINDA BİR GARİP KÖY: ÖMERSİN
Kastamonu’nun tarihî, kültürel ve coğrafi bakımlardan önemli özelliklere sahip yerleşim yerlerinden biri olan Ömersin (Ömer-sini) Köyü ile ilgili ön araştırma sonuçları birkaç başlık halinde özetlenebilir:
1. Kastamonu’da Bir Selçuklu Köyü: Ömer-sini
Kastamonu, Selçuklular devrinden itibaren Türk yerleşiminin en fazla olduğu Anadolu vilayetlerinin başında gelmiştir. Özellikle miladi 1176 yılında Selçuklu sultanı II. Kılıç Arslan’ın Bizans’a karşı kazandığı Miryokefalon Zaferi sonrasında Türkler Kastamonu bölgesinde çok sayıda köy kurmuşlar veya eski harap köyleri ihya etmişlerdir. Miladi 1220’li yıllarda ise Moğolların önünden kaçarak Anadolu’ya sığınan Türkmenler (Oğuzlar), dağlar arasında güvenli bir bölge olan Kastamonu’yu öncelikle tercih ederek yurt tutmuşlardır. İşte Selçuklular ve onların askerî Uc Beyliği olan Çobanoğulları zamanında Kastamonu’da kurulan köylerden biri de Ömer-sini yani bugünkü adıyla Ömersin’dir. Ömer-sini Köyü’nün en az 800 yıllık bir geçmişi vardır.
2. Dört İlçenin Ortasında Bir Köy: Ömer-sini
Kastamonu’dan yola çıkıldığında Araç İlçesi- Karabük- İstanbul istikametinde yaklaşık 25 km. devam ettikten sonra İhsangazi ilçe sınırlarına girilir ve ana yol üzerinde bulunan Kanlıgöl yerleşim yerinden sağa dönülerek kuzey yönünde 4-5 km. gidilmek suretiyle Araç ilçesine bağlı Ömersin köyüne ulaşılır. Ömersin Köyü’nün mahalleleri Tüfekçi, Mıkçı, Kâhya, Köse, Tosmar, Karaağaç adlarını taşır. Ortaköy mahallesi ise zamanla yok olmuştur. Bu mahallelerin birbirlerine olan uzaklıkları üç-beş yüz metreyi geçmez.
Ömersin Köyü’nün kurulduğu mevki, coğrafi konum itibarıyla gerçekten ilginç bir özelliğe sahiptir. Şöyle ki bu köy ve ona ait araziler, Kastamonu merkez ilçesi ile Araç, Daday ve İhsangazi ilçelerinin sınırlarının kesiştiği bir alanı kapsamaktadır. Köyün hemen doğusunda bulunan ve en yüksek yeri 1300 metreyi bulan Çaltepe’nin arka yüzü Kastamonu ilçe merkezi topraklarıdır. Köyün güneyine İstanbul yoluna çıkıldığında ise Kanlıgöl mevkiinde İhsangazi ilçesi topraklarına girilmektedir. Köyden kuzey yönünde hareket edildiğinde ise Kastamonu ilçe merkezine bağlı bulunan Karamukmolla köyüne ulaşılmakta, bu köyün hemen kuzeyinden ve batısından itibaren ise Daday ilçe sınırları başlamaktadır. Ömersin köyünün bulunduğu mevki Araç ilçesinin doğudaki en son noktasıdır. Bu çerçevede Ömersin köyü, dört ilçenin (Kastamonu Merkez, Araç, Daday, İhsangazi) hudutlarına da aynı anda yakın olan nadir köylerden birisidir.
Ömersin Köyü, Kastamonu’ya 30 km.; Araç’a 25 km.; Daday’a 20 km. ve İhsangazi’ye 20 km. mesafededir. Ancak bu köyden en kolay Kastamonu merkeze ve Araç’a ulaşılabilmektedir. Daday ve İhsangazi ilçeleri daha yakındır, ancak yolları engebelidir.
3. Ömersin Köyü’nün Adı Nereden Geliyor?
Köyün adı “Ömer” ve “sin” kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. En eski kayıtlarda “Ömer-sini” olarak zikredilen bu köyün adı bugün resmi kayıtlarda Ömersin şeklinde geçmektedir.
Müslüman Türkler tarafından sevilip sayılan İslam halifesi Hz. Ömer’in ismi, Anadolu’da şahıs adı olarak her dönemde kullanılmıştır. Selçuklular, Çobanoğulları ve Candaroğulları beylikleri zamanlarında bazı ileri gelen şahıslar, beyler, Yörük (Türkmen- Oğuz) aşiret reisleri, tekke ve tasavvuf mensupları Kastamonu’ya gelmişler ve o zamanın devlet otoritesi tarafından bu şahıslara bağlı aileler/ nüfuslar uygun yerlere iskân edilmişlerdir. Ömer-sini köyüne adını veren Ömer adlı şahıs da bu şekilde ailesi (kendine bağlı Türkmenler) ile birlikte yöreye yerleştirilmiş veya yörenin fethinde rol almış ve elbette o yörede vefat etmiş ya da şehit düşmüştür.
Miladi 1400- 1500’lü yıllara ait kayıtlarda zikri geçen bazı yer adlarında da Ömer şahıs ismi ile karşılaşıyoruz. Bu yer adları Kastamonu, Çankırı, Bolu gibi havalilere dağılmıştır:
- Şeyh Ömer Köyü: İnebolu’ya bağlı.
- Saru Ömer Köyü: Kastamonu’ya bağlı.
- Ömer-bükü Köyü: Boyabat’a bağlı.
- Ömer Köyü: Onikidivan yani bugünkü Bartın’a bağlı.
- Ömerciler Köyü: Onikidivan yani bugünkü Bartın’a bağlı.
- Ömer-oğlu Köyü: Bolu’nun Çağa kazasına bağlı.
- Yörük Ömer Köyü: Kurşunlu kazasına bağlı.
- Ömer Dağı: Ereğli çevresinde.
- Ömer Bey Yörükleri: Kastamonu ve Boyabat’ta.
- Ömer Bey Çiftliği: Kastamonu’da.
4. Ömersin Adında Geçen “Sin” Kelimesinin Sırrı
“Sin” eski Türkçede “ölü gömülen yer, mezar, kabir, gömüt, metfen, makber, mezarın başına dikilen heykel şeklindeki taş” anlamlarına gelmektedir.
Şiirlerini günümüzden 700 yıl önce söylediği görülen Anadolulu Türk ozanı Yunus Emre’nin “Sana ibret gerek ise/ Gel göresin bu sinleri” şeklindeki sözlerinde geçen ve ibret almak için herkesin görüp ziyaret etmesini istediği “sin”lerden kastı Müslüman Türk mezarlarıdır.
Buna göre Ömer-sini= Ömer adlı şahsın, ileri gelenin “sin”i yani “mezar”ı “türbe”si demek oluyor. Ömer-sini köy adında geçen “sini” kelimesinin “sofra” anlamındaki “sini” kelimesiyle hiçbir ilgisi yoktur; “sin” kelimesine “-i” nispet ekinin gelmesiyle “sin”i kelimesi oluşmuştur. “Hasan- Hasan’ı”, “sap- sapı”, “gül-gülü” kelimeleri de bu şekildedir.
Selçuklu ve Beyliklerin Anadolu’daki hâkimiyet yıllarında yani miladi 1100’lü yıllardan 1400’lere kadar geçen sürede Anadolu’da kurulan köylerin isimlerinde “sin” kelimesi sıklıkla geçer. Ölen veya şehit düşen meşhur zatların, komutanların, ilim ve tasavvuf ehlinden sevilen şahısların mezarlarının olduğu yerler çevresinde kurulan köyler, mezralar ve yaylaklar zamanla o şahsın mezarının adıyla/ sanıyla anılır hale gelmiştir. Türkistan ile Çin arasında bulunan eski Türk şehri Hatun-sini adında da “sin” kelimesi geçer. Kastamonu ve çevresinde bulunan Sinop, Çankırı, Bolu gibi vilayetlerde de buna dair yeterince örnek mevcuttur:
Avlağu-sini Yaylağı (Araç Kazası).
Bakırcı-sini Köyü (Devrekâni Kazası).
Dilkü-sini (Tilki-sini) Yaylağı (Kurşunlu Kazası).
Gaziler-sini Yaylağı (Koç-hisar/ Ilgaz Kazası).
Gelicek-sini Yaylağı (Çankırı- Milan Kazası).
Hatun-sini Yaylağı (Çankırı Kazası).
Karaman-sini Köyü (Küre Kazası).
Karı-sini Köyü (Mudurnu Kazası).
Kız-sini köyü (Daday Kazası).
Kızıl-sin/ Kızıl-sini Köyü (Çankırı Kazası).
Kızıl-sin Köyü (Kargı Kazası).
Kızıl-sin/ Kızıl-sini Yörük Cemaati (Tosya Kazası).
Kızıl-sini Yaylağı (Kurşunlu Kazası).
Kuma-sini Köyü (Devrekâni Kazası).
Oğlan-sini Köyü (Boyabat Kazası).
Oğlancık-sini Mezrası (Kastamonu Kazası).
Sin-viranı Köyü (Boyabat Kazası).
Yusuf-sini Köyü (Kastamonu Kazası).
5. Ömer-sini Köyü’nde 600 Yıl Önce Kimler Yaşıyordu?
Miladi 1400’lerde Ömer-sini Köyü reayasının (vatandaşlarının) bazılarının isimleri kayıtlarda şu şekilde geçmekte idi:
Ahmed, Ali Baba, Ali Bâli, Ali Bey, Aydın, Bahşayiş, Davud, Dursun, Elvan, Evhad, Habib, Hacı İvaz, Halil, Hamza, Hasan, Himmet, Hüsam, Hüseyin, İbrahim, İl-Beyi, İsa Fakih, İsmail, İvaz, Mahmud, Mansur, Memi, Menteşe, Mesud, Muhammed, Muhammedî, Murad, Musa, Mustafa, Mürsel, Nebi, Pir Dede, Sadık, Said Fakih (imam), Sevindik, Seydi Ahmed, Süleyman, Şadi, Tengri-vermiş, Tur Ali, Turhan, Veli, Yahya, Yakub, Yeni Bey, Yusuf vb.
6. Ömer-sini Köyü 800 Yıl Boyunca Nasıl İdare Edildi?
Miladi 1200-1300’ler arasında Selçuklular yani ona bağlı Çobanoğulları Beyliği; 1300-1460 arasında Candaroğulları Beyliği tarafından idare edilen bu köy, Kastamonu’nun Fatih Sultan Mehmed zamanında Osmanlıların eline geçmesi ile bu devlete bağlı yerleşim yerleri arasına girmiştir.
Ömer-sini Köyü, Osmanlı sultanı II. Bâyezid devrinde miladi 1484- 1504 arasında bu hükümdarın oğlu Kastamonu Sancakbeyi Şehzade Sultan Mahmud’un hasları yani gelirleri (maaş kaynağı) arasında idi. Yine bu tarihte Sultan II. Bâyezid’in Amasya’da yaptırdığı imareti için Kastamonu’dan tahsis ettiği vakıf köyler arasında Ömer-sini Köyü de vardı.
Kuruluşundan itibaren Kastamonu merkez kazasına bağlı Ömer-sini Köyü, son iki yüzyılda Kastamonu’nun Araç ilçesine bağlı olarak idare edilmiştir. 1836, 1928, 1946 ve 1968 yılı kayıtlarına göre bu köy o tarihlerde Araç ilçesinin Mergüze nahiyesine (bugünkü İhsangazi ilçesine) tabi muhtarlıktı. Köse Mahallesi de o tarihte Ömersin Köyü’ne bağlı idi. Tosmar mahallesinin adının ise ne zaman ve nasıl ortaya çıktığına dair bir yorumda bulunulamamıştır. Bugün Ömersin Köyü doğrudan Araç ilçesine bağlı olarak varlığını sürdürmektedir.
7. Ömer-sini Köyü Eskiden Hangi Vergileri Ödüyordu?
Miladi 1487 yılı ve sonrası kayıtlarına göre Ömer-sini Köyü reayası (halkı) “Çift, Nîm, Bennâk, Caba, Bâd-i Hevâ, Asiyâb, Hınta, Şaîr, Siyez, Keten, Kovan Öşrü ve Resm-i Ganem” gibi adlarla anılan vergileri ödemekte idi. Bu vergilere bakıldığında o tarihlerde köy çevresinde buğday, arpa, siyez ekimi yapılmakta, değirmen işletilmekte, koyun yetiştiriciliği ve arıcılık yapılmakta idi. Bu köy, o dönemde Kastamonu’nun Kuş-kara, Bey-saray, Geymene gibi büyük ve bol gelirli köyleri arasında idi.
8. Sultan II. Mahmud’un Asâkir-i Mansûre Ordusunda Ömer-sini’li Bir Asker
1837 tarihli Kastamonu Jurnal Defteri kayıtlarına göre Ömer-sini Köyü gençlerinden Mehmed, II. Mahmud devrinde 1826 yılından itibaren Osmanlı Devleti’nin oluşturmaya başladığı Asâkir-i Mansûre-i Muhammediye adlı yeni tarz ordusunda askerlik yapmakta idi. Mehmed, bu ordunun 20. Alayında bölük emini olarak görev almıştı. Memleketinde dört ay ikamet etmek ve izin süresi biter bitmez yine bölüğündeki görevine dönmek kaydıyla 18 Ekim 1836 (7 Receb 1252) tarihinde Asâkir-i Mansûre-i Muhammediye seraskerliğinden aldığı imzalı izin belgesiyle Kastamonu’ya gelmiş ve Şehir Müdürü konağında misafir olmuştur. Sonraki gün Mehmed, memleketi olan Kastamonu’nun Mergüze kazasına bağlı Ömer-sini köyüne hareket etmiştir. O, burada Ayucu/ Ayvacı ? oğlu Abdullah’ın yanında ikamet etmiştir. Dolayısıyla bu sülaleden olmalıdır.
9. Dört İlçe Ortasında Nüfusu Eriyen Köy: Ömer-sini
800 yıl önce kurulduğunda 15-20 hane olan Ömer-sini Köyü’nün nüfusu, Candaroğulları Beyliğinin ilk zamanlarında 30-40 haneye ve bu beyliğin son dönemlerinde ise 60 haneye çıkmıştı. 1480’li yıllarda 63 hane ve ilaveten 13 mücerred (bekar yetişkin, vergi veren erkek) nüfusu vardı. 1530’larda ise bu köyün nüfusu 79 hane ve ilaveten 19 mücerred nüfusa ulaşmıştı. Bu rakamlar Ömer-sini köyünde günümüzden 500-600 yıl önce yaklaşık olarak 450 kişinin yaşadığı anlamını taşımaktadır.
Ömer-sini Köyü’nün XVII. yüzyıldan itibaren nüfusu durağanlaşmıştır. Osmanlı devletinin son asırlarında yaşanan iç ve dış siyasi, ekonomik ve sosyal sıkıntılar Ömer-sini köyü halkını da olumsuz yönde etkilemiştir. Bu nedenle köyden göçler başlamıştır. Cumhuriyet döneminde de bu göçler devam etmiştir.
İşin en acı yönü, dört ilçenin ortasında kalan bir köy, bugün neredeyse yok olmak üzeredir. 6 mahalleden oluşan koskoca köyde 1985 yılında 175 kişi yaşıyorken, 2013 yılında 20 hanede sadece 70 kişi ikamet etmektedir. Köyün mahallelerine girildiğinde adres soracak kimse bulmakta bile zorlanılmaktadır. Doğruyu söylemek gerekirse dört ilçe Ömersin köyüne dört elle sarılamamıştır. Diğer bir ifade ile Ömersin Köyü halkı, dört dörtlük bir hizmet alamadığı için dört başı mamur olmamış, çareyi Kastamonu’ya göç etmekte bulmuş; Kastamonu’nun diğer pek çok köyüyle hemen hemen aynı kaderi paylaşmıştır.
10. Ömer-sini Köyü’nün Yok Olan Tarihî ve Kültürel Türk Mirası: Divan Camii
Kapısı üzerinde yapılış tarihi 1890 olarak verilse de, caminin son cemaat yeri bölümünde ahşap duvar döşemesi üzerinde çentik şeklinde hicri 1265 (miladi 1848) tarihi okunabilse de Ömer-sini Köyü Mescidi, köyün kuruluşundan beri faal durumda idi. Yeri bazen değişmiş ve zaman zaman tamirler görmüş olsa bile bu köyün ahşap mescidi (camisi) neredeyse 800 yıldır yöre cemaatine hizmet vermekte idi. Ancak bu cami bugün ibadete kapalı olup artık harap vaziyettedir. Köyün bütün mahallelerine ve Daday’dan gelen yolu kullanan yolculara hizmet sunması için yol kenarına ve mahallelerin ortasına inşa edilmiş bu “Divan Camii”nin durumu içler acısıdır. Çatısı çökmüştür, sıvaları dökülmektedir. Kapısı kilitlidir. Hemen yanına yapılmış yeni cami, hizmet verse de tarihî değeri olan bu caminin yeri başkadır. Yetkili kurumların derhal harekete geçmesi gerekir. Bu asırlık camiye Roma- Bizans paraları kadar değer vermek boynumuzun borcudur. Cami, restore edilip, en azından Cuma günleri ibadete açılmalıdır. Cami yanındaki türbe ve mezar çevreleri düzenlenmelidir. Caminin yanı başında kümbet tarzı eski bir türbeden esinlenilerek yapıldığı görülen altıgen biçimli, çatılı küçük bina da iyi korunmalıdır.
11. Ömer-sini Köyü’nün Kurucusu Ömer Dede’nin Türbesi
Köye adını veren zat olduğuna inanılan Ömer Dede, Ömer-sini Köyü ile Kanlıgöl arasındaki yolun hemen yanı başında büyük çam ve meşe ağaçlarının içindeki kaybolmuş tarihî mezarlıkta yatmaktadır. Kabrinin çevresine sıralanmış taşlar yerlerinden oynatılmış, hazine arayıcıları tarafından bu türbe boş yere kazılmıştır. Eğer ilgilenilmezse birkaç yıla kadar bu türbe tamamen ortadan kalkacaktır. “Seyyid” olduğu da rivayet edilen Ömer Dede’nin ruhu için hayır sahiplerinin, buraya üzeri çatılı ve ahşap görünümlü güzel- sade bir türbe inşa etmeleri, yörede türbeyi bulmayı kolaylaştırıcı yön levhaları dikmeleri temenni olunur.
12. Ömer-sini Köyü’nün Manevi Bekçisi “Uzun Ziyaret” Yatırı
Ömer-sini Köyü’nün arkasında doğu istikametinde Çaltepe mevkiinin en tepesinde çevresi taş duvarla örülü kabri bulunan isimsiz bir yatır bulunmaktadır. Yaklaşık 2X3 metre ebadındaki bu kabrin yakınında ulu bir çam ağacı vardır. Buradaki yatırın/ türbenin çok eski bir maziye sahip olduğu isminin unutuluşundan bellidir. Ömersin Köyü muhtarı sayın İhsan Başçı’nın verdiği bilgiye göre bu türbe Uzun Zirat (Ziyaret) adı ile biliniyormuş. Köyden hiç kimse oradan bir ağaç dalı bile getirmezmiş. Köye ve bütün çevreye hakim tepede yatan zat, sanki yüzyıllardır yörenin manevi bekçiliğini yapmaktadır. Eski Türk toplumunda özellikle ileri gelen insanlar Tanrıya yakın olması için yüksek tepelere defnedilirdi. Kastamonu’da rakımı 1000 metreyi geçen neredeyse her dikkat çekici tepede bir yatır vardır. Ilgaz Hacettepe’de, Daday Ballıdağ’da bunun güzel örnekleri vardır. Yine Türk tarihi boyunca Kastamonu yöresinde ve Anadolu’da köy kurucuları, bir savaşta şehit düşen alp erenler, gaziler tepelere yatarlar/defnedilirler, oraların fatihleri ve hâkimleri olduklarını böylece son bir defa daha ispat ederlerdi.
“Uzun Zirat/ Adsız Yatır” için yapılacak olan ilk şey, Ömer-sini Köyü’nden itibaren türbe yakınına kadar, çevreye zarar vermeyecek ince-düzgün bir yoldur. Türbe binasına gerek yoktur. Taş duvar ve ulu çam ağacı iyi korunmalıdır. Dua etmek amacıyla Uzun Zirat’a çıkmak isteyenler için köy çevresine yön gösterici levhalar da konulmalıdır. Türbe kazıcılarına ise fırsat verilmemelidir.
Not: Ömer-sini Köyü, Ömer Dede, Uzun Zirat ve buna benzer konularda ek bilgi ve belgeye sahip olanlar var ise bizimle paylaşırlarsa memnun olurum.

Doç. Dr. Cevdet YAKUPOĞLU
Kastamonu Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü
cevdetyakupoglu@gmail.com
0505 501 25 20


2013 yılı yaz aylarında Ömersin köyüne yapmış olduğum iki ayrı araştırma gezisine şahsımla birlikte iştirak eden sayın araştırmacı yazar Mustafa Gezici’ye, sayın Yrd. Doç. Dr. Yasin Şerifoğlu’na, sayın Süleyman Yücel’e, sayın Özdal Çelikoğlu’na ve sayın Kenan Eski’ye teşekkürlerimi sunarım. C.Y.