11.03.2014
2014  MEHMET FEYZİ EFENDİ PROGRAMININ AÇILIŞ KONUŞMASI    

…Değerli misafirler
25. vefat senesinde yani çeyrek asır sonra merhum Mehmet Feyzi Efendi’yi anmak ve hatırasını yâd etmek için yine bugün burada toplanmış bulunuyoruz.
Mehmet Feyzi Efendi, Müslüman Türk Milleti’nin bir ferdi olarak Kastamonu topraklarında dünyaya geldi, yaşadı; ancak sadece bu şehre ait bir değer olarak değil, fikirleriyle Türk-İslam dünyasının tamamını aydınlatan bir ilim adamı, bir büyük âlim olarak ahirete göçtü.
Esasen Türk milleti, İslam’la şereflendiğinden beri bu vasıfları taşıyan binlerce ilim adamı, lider, devlet adamı ve gönül eri yetiştirmiştir.
Türk-İslam tarihinde geriye dönüp baktığımızda milletimizin bid’at nedir bilmediğini görürüz. Çünkü Atalarımız dinin özünü yaşamayı adet edinmişlerdi. Onlar sapık mezheplere, ideolojilere prim vermemişlerdi. Onların bütün dertleri yalnız Allah’ın rızasını kazanmak, Yaradan’ı memnun etmekti. Genel manada hiçbir şahsi çıkar peşinde olmamışlardı.
Eski inancımıza göre Allah bu milleti dünyaya Adalet getirsin diye göndermişti. O yüzden Türk milleti, devlet adamlarımız, Dünyada huzur sağlayabilmek için durmadan çalışıp didindi. Emir büyük yerdendi. Bu yüzden Allah rızası için hep kendinden harcadı, karşılığında bir şey istemedi.
Atalarımız ülkeler fethetti, buraları camiler, medreseler, kervansaraylar, hastaneler, aşevleriyle donattı. Bu millet, dinini güzel yaşamak için sağlam temelli tarikatlar kurdu, tasavvuf ekolleri geliştirdi. Gençlik teşkilatları oluşturdu, büyük din âlimleri yetiştirdi.
Selçuklu sultanı Tuğrul Bey, İran’ı ele geçirince ona İranlı ileri gelenler “adaletten ayrılma” diye öğüt vermeye kalkınca, bu büyük Türk sultanı, “korkmayın, biz bu ülkede devlet nizamı kurduk, kimsenin hakkını yemeyiz ve de yedirmeyiz” diye cevap vermiş ve bunu da başarmıştır.
Sultan Alp Arslan da” bizler samimi Müslümanlarız, bidat, fesat nedir bilmeyiz” diyerek Araplara bir ders vermiştir.
Sultan Sancar, Gazali gibi ilim adamlarının bizzat ayağına gitmiştir.
İşte böyle olunca son bin yılda bu millet, içinden çok büyük şahsiyetler yetiştirmeyi başarmıştır. İmam-ı Azam Ebu Hanife, İmam Mansur Maturidi, Hoca Ahmed Yesevi, Yunus Emre, Hacı Bayram-ı Veli ve Akşemseddin birer örnektir. Kastamonu’da Şeyh Şaban-ı Veli, Benli Sultan, Ahmed Siyahi de öyledir.
Bu ulu zatları yetiştirdik de acaba onları tam olarak anlayabildik mi, onların samimi, karşılıksız duygularını bizler içimizde hissedebildik mi?
Bu gönül erlerini yeterince anabildik mi? Türbelerini koruyabildik mi? Bugün İslam’ın en meşhur kentlerinden Kaşgar, Mezar-ı Şerif, Bağdat, Musul, Şam, Halep, Kudüs öksüz ve ilgisiz. Buralardaki Müslüman İslam âlimlerinin türbeleri bakımsız, boynu bükük…
Birkaç yıl öncesine kadar Hacılarımızın rahatlıkla ziyaret edebildikleri çoğu kutsal mekânlara artık gidilemiyor. Bu duruma düşülmesinde biz Müslümanların da sorumluluğu yok mu, elinde güç olup da bu uğurda kullanamayanların sorumluluğu yok mu, elbette var.
O halde bizler vatandaş olarak bunları düzeltmeye gücümüz yetmiyorsa, en azından ülkemizdeki, memleketimizdeki değerlere sahip çıkalım…
Mesela Kastamonu’da Mehmet Feyzi Efendi gibi bir ilim deryası var. O hem milli değerlerimize sahip çıkmış hem de dinî değerlerimize.
O hem öğrenci yetiştirmiş hem de geleceğe ışık tutan fikirler üretmiş; hadiseler karşısında etrafta fitne uyandıracak fikir ve davranışlardan kaçınmış; din ve dünya işlerinde orta ve kolay yolu tavsiye etmiş. Din-millet ve vatanla ilgili unsurları bir bütün olarak değerlendirmiş; Müslüman Türk milletinin ve bütün İslam âleminin kalkınması için kafa yormuş…
Bizler bu fikirleri anlar ve çevremize, yeni nesillere anlatabilirsek bir nebze de olsa görevimizi yapmış oluruz.
Siz saygıdeğer misafirlerimiz şu anda, “Âlimlerin, Salihlerin anıldığı, rahmet ve bereketin indiği” bu mekâna gelme lütfunda bulunarak da bir vazife icra etmiş oluyorsunuz. Hepinizden Allah razı olsun…
Bizler de buradan yola çıkarak Türkiye Kamu Çalışanları Vakfı Kastamonu İl Başkanlığı olarak bugün böyle bir program tertip ettik. Birazdan değerli ilahiyatçı Doç. Dr. Bekir TATLI “Mehmet Feyzi Efendi’de Peygamber Sevgisi” üzerine bir konuşma yapacak. Bizi kırmayıp Adana’dan gelerek programımıza iştirak ettiklerinden dolayı kendilerine teşekkür ediyorum.
1989’dan bu yana faaliyet gösteren Türkav Kastamonu şubesinin hazırladığı, Kastamonu Belediyemizin katkı sağladığı ve pek çok sivil kuruluşumuzun destek verdiği bu programın ortaya konulmasında emeği geçen herkese burada teşekkürü bir borç biliyorum.
Sözlerime son verirken Sevgili peygamberimiz başta olmak üzere bütün Allah dostlarını, Türk ve İslam büyüklerini, şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor, feyiz ve himmetlerinin üzerimize olmasını Cenabı Hak’tan niyaz ediyorum. Hepiniz Allaha emanet olunuz.

                                                                         Doç.Dr. Cevdet YAKUPOĞLU          
                                                                             TÜRKAV Şube Başkanı