09.03.2015

Sayın MHP Kastamonu Milletvekilim, Sayın MHP Merkez Yürütme Kurulu üyem, Sayın Türkav Genel Başkanım, Sayın İl Genel Meclisi ve Belediye Meclisi Üyelerim,
Siyasi partilerimizin; Kamu kurum ve kuruluşlarımızın; dernek, vakıf ve sendikalarımızın değerli başkanları,
Üniversitemizin saygıdeğer akademik ve idari personeli, Müslüman Türk milletinin geleceğini inşa edecek çok kıymetli gençler…
Değerli basın,
Mehmet Feyzi Efendi’nin ve tüm İslam büyüklerinin ruhlarını şad etmek amacıyla Memleketimizin değişik köşelerinden gelerek bizleri şereflendiren değerli misafirlerimiz, kıymetli Kastamonulular, hanım efendiler ve beyefendiler…
Vefatının üzerinden geçen 26 yılın sonunda merhum Mehmet Feyzi Efendi’yi anmak üzere bundan birkaç saat önce Gümüşlüce’deki kabri başındaki Kur’ân-ı Kerim tilavetine, yapılan hatim duasına ve ruhu için verilen ikrama çoğunuz iştirak ettiniz. Birazdan Mehmet Feyzi Efendi’nin hayatını, fikirlerini ve çağımız İslâm ümmetine vermiş olduğu kıymetli mesajları ihtiva eden bir programı takip edeceksiniz.
Bu vesileyle Türkav Kastamonu Şubesi ve Kutlu Bilgi Derneği yönetimleri adına Hepinize hoş geldiniz diyor, hayırlı- hoş vakit geçirmenizi temenni ediyorum.
Cenâb-ı Allah, yapılan bu merasimi mübarek kılsın ve önümüzdeki yıllarda daha büyük bir coşkuyla ve daha değişik etkinliklerle Kastamonu’nun medar-ı iftiharı olan bu zatı anmayı ve daha güzel anlamayı nasip eylesin.
***
Değerli konuklar,
Güzel Türkiye’mizin her köşesinde olduğu gibi Kastamonu’nun da manevî bekçileri, büyük çınarları var. Bunlardan biri de Mehmet Feyzi Efendi... O, hem milli hem de manevi değerlerimize sahip çıkmış; verdiği eğitim ve terbiye ile hem öğrenci yetiştirmiş hem de geleceğe ışık tutan fikirler üretmiş, fitneye sebep olacak her türlü fikir ve davranıştan kaçınmayı başarmış XX. yüzyılın mümtaz bir Türk-İslâm âlimidir.
Bu yönleriyle O, çağının diğer pek çok âlim ve fikir adamından farklı bir vazife icra etmiştir.
Ancak şunu ifade etmek gerekir ki, vefatının üzerinden geçen 26 yıl boyunca anısına her yıl çeşitli programlar tertip edilmesine rağmen Mehmet Feyzi Efendi’nin dünya ve ahiretle ilgili görüş ve düşüncelerinin henüz tam manasıyla anlaşılamadığını da üzülerek belirtmek gerekiyor. Türk Milleti’nin bağrından çıkmış yüzlerce büyük zat, ilim adamı ve gönül ereni ile ilgili de benzer bir durum söz konusu olmuştur. Örneğin Türkiye’de adını en çok zikrettiğimiz tasavvuf büyüklerimizden biri olan Mevlânâ Celâleddin-i Konevî’yi hakiki manasıyla acaba ne kadar anlayabiliyoruz veya o yönde bir çabamız var? Türkiye’de O’nu sadece semah dönen bir semazen, bir müzisyen, bir sanatçı zannedenlerin sayısı ne kadar da fazla… Mevlânâ’nın eseri olan Mesnevî Amerika’da İncil’den sonra en çok satışı olan kitap! Çünkü Mevlânâ Batı’da “sûfî anlayışıyla dünyayı bir bütün halde kavrayan bir şahsiyet ve tasavvufî düşünce ile ilmi bağdaştıran bir kişilik” olarak tanınmakta ve onun fikirlerinin anlaşılması, toplum arasında yayılması için özel bir çaba sarf edilmektedir.
Son birkaç yıldır Mehmet Feyzi Efendi veya Şeyh Şa’ban-ı Velî gibi Kastamonu’nun yetiştirdiği ulu zatlarla ilgili vatandaşların yönelttiği bazı ilginç sorular, karşılıklı diyaloglar sizin de dikkatinizi çekmiştir. Bilgiden yoksun bazı şahıslar, bu şekil âlimlerimizi; “Okuyup yazabiliyor muydu? Arapça mı konuşuyordu? Sakalının uzunluğu ne kadardı? Sesi güzel miydi? Nefesi kuvvetli miydi? Gelecekten haber verir miydi? İçimizden geçenleri bilebilir miydi?” şeklinde sordukları sorularla bu zatlar hakkında yüzeysel bilgiler öğrenme yönüne gitmektedirler.
Hâlbuki Mehmet Feyzi Efendi ve onun çapındaki ünlü mutasavvıflar, bilginler, gönül erleri çok iyi bir tahsil ve terbiye altında yetişmişler; o devrin en iyi medreselerinde dersler görmüşler veya hoca-talebe ilişkisi içerisinde özel bir eğitimden geçirilmişlerdir.
Örneğin Mehmet Feyzi Efendi, çocukluğundan itibaren iyi bir tahsil görmüştü. İstanbul’da askerliğini yaptığı 1935’lerde, kışladan dışarı her çıktığında İstanbul’un en büyük hocalarını bularak onlardan dersler almış, tek bir gününü bile boş geçirmemişti. Kastamonu’ya döndükten sonra ise yüzlerce dev ciltten oluşan büyük bir kütüphane oluşturmuştu. Kastamonu, Afyon ve Denizli hapishanelerinde yattığı sıralarda da ilim aşkıyla çalışmalarını sürdürmüş, çevresine örnek olmuştu.
Mehmet Feyzi Efendi, ana dili Türkçeyi çok güzel ve akıcı konuşur ve iyi derecede Arapça bilirdi. Farsçaya da hâkimdi. Kur’ân-ı Kerim tilavetinde ise kendine özgü bir çığır açmıştı. “Tefsir, Hadis, Fıkıh, Kelam gibi ilimlerin yanında tarih, coğrafya, sosyoloji, tıp, bitkiler, hayvanlar, gıdalar, madenler üzerine de saatlerce sohbet edebilecek düzeyde malumat sahibiydi. Bu birikimi elbette özel dersler alarak, çok okuyarak, dinleyerek ve engin ferasetiyle ve tabii ki Allah vergisi ilimle elde etmişti.
Esasen onun bu yönlerini bilip öğrenmek çok da zor değil… Vefatından bu yana geçen 26 yılda Mehmet Feyzi Efendi’nin hayatı ve fikirlerini ele alan, bunları gelecek kuşaklara aktarmayı sağlayan kitaplar yazıldı. Mesela bu zatın çevresinde uzun yıllar bulunmuş, feyiz almış olan Muzaffer Ertaş, Musa Özdağ gibi hocalarımızın kaleme aldığı eserler piyasada mevcut.
Kıymetli misafirler,
Türkiye Kamu Çalışanları Vakfı, Kastamonu’nun milli manevi değerlerini bir bütün olarak kabul ederek, Kastamonu’nun yetiştirdiği bütün büyük şahsiyetlere sahip çıkmayı, onları anma ve kamuoyuna tanıtma görevini 26 yıldır sürdürmektedir. Bu çerçevede Tarih ve Kültür Geceleri düzenledik, Kastamonu fatihi Atabey Gazi’yi andık, her yıl Candaroğlu İsmail Bey’i, Selçuk Hatun’u, Fatih’in annesi Halime Hatun’u da rahmetle anmaya vesile olan Fetih Şölenleri tertip ettik. Gönül ister ki Türkav olarak, Kastamonu’nun diğer tarihî, milli- manevi şahsiyetleriyle ilgili de etkinlikler yapalım. Mesela Kastamonu’da Sahabe olarak bilinen Kaysu’l-Hemedani, Selçuklu komutanı Kara Tekin, Aşıklı Sultan, Deveci Sultan, Maden Dede, Abdülfettah-ı Veli, Çobanoğulları ve Candaroğulları beyleri, Osmanlı sancakbeyleri Şehzade Cem Sultan ve Şehzade Mahmut, Nasrullah Kadı, Yavuz Sultan Selim’in hocası Halimi Çelebi, Kanuni’nin hazinedarı Yakup Ağa, büyük âlim Taşköprülüzade, ünlü hattat Kazasker Mustafa İzzet Efendi, Baharzade Hafız Feride Hanım, Ahmet Mahir Efendi, Hafız Ömer Aköz, Çanakkale şehitleri, Kurtuluş Savaşı kahramanı Miralay Halit Bey, Halime Çavuş ve Orhan Şaik Gökyay bunlardan sadece birkaçıdır. Ancak bütün bu değerleri bizler Türkav Kastamonu şubesi olarak ele alma gücüne sahip değiliz. Diğer dernek, vakıf ve sivil toplum kuruluşları da başka etkinliklerle buna katkı sağlamalıdırlar.
Örneğin Kastamonu’da faaliyet gösteren Şeyh Şaban-ı Veli Vakfı da her yıl Şaban-ı Veli hazretlerini ve Kastamonu velilerini yad eden organizasyonlar düzenliyor. Bu kardeş vakıf mensuplarını da takdirle karşılıyoruz.
Saygıdeğer misafirlerimiz,
Birazdan Kastamonu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Burhan Baltacı hocamız“Mehmet Feyzi Efendi” üzerine bir konuşma yapacak. Katkılarından dolayı kendilerine teşekkür ediyorum. Bu programın ortaya konulmasında emeği geçen kurumlara ve tüm şahıslara burada teşekkürü bir borç biliyorum. Etkinliğimize katılmak üzere Ankara’dan kalkıp gelerek bizleri onurlandıran Türkiye Kamu Çalışanları Vakfı Genel Başkanı Sayın İbrahim Vatansever’e ve Türkav Çankırı şube başkanı İsa Bölükbaşı’ya da teşriflerinden dolayı şükranlarımı sunuyor, Kastamonu’ya hoş geldiniz diyorum.
Sözlerime son verirken bugün burada rahmetle andığımız Mehmet Feyzi Efendi ile ilgili elinde resim, video görüntüsü ve belge olanların vakfımızla paylaşmaları hususunu siz değerli misafirlerimizden istirham ediyor; şimdiye kadar Türk ve İslam dünyasının yetiştirdiği büyük şahsiyetlerimizi, tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor, feyiz ve himmetlerinin üzerimize olmasını Cenabı Hak’tan niyaz ediyorum.
Hepiniz Allaha emanet olunuz.

Doç. Dr. Cevdet YAKUPOĞLU
TÜRKAV Kastamonu Şube Başkanı