08.03.2016

-Sayın Valim, Sayın TBMM İdare Amirim ve sayın Milletvekillerim, Sayın İl ve İlçe Belediye Başkanlarım, Sayın Türkav Genel Başkanım, başkan yardımcılarım ve Yönetim Kurulu Üyelerim,
-Sayın İl Genel Meclisi ve Belediye Meclisi Üyelerim,
-Siyasi partilerimizin; dernek, vakıf ve sendikalarımızın değerli İl ve İlçe Başkanları,
-Kamu kurum ve kuruluşlarımızın;İl ve İlçe;Müdür, Müdür Yardımcısı ve Şube Müdürleri
-Sayın dekanlarım, Üniversitemizin saygıdeğer akademik ve idari personeli,
-Sayın İl Müftüm,
-Değerli Basın Mensubu arkadaşlarım,
-Geleceğin Türkiye’sine şekil verecek gençlerimiz,
 -Programın her aşamasına;  Allah rızası için maddi manevi destekte bulunan fedakâr gönül dostlarımız,
-Mehmet Feyzi Efendi’nin  ve Şehrimizde medfun bulunan tüm erenlerin maneviyatından istifade etmek amacıyla, Memleketimizin değişik köşelerinden gelerek bizleri şereflendiren değerli misafirlerimiz, kıymetli Kastamonulular, hanım efendiler ve beyefendiler…  Türkav Kastamonu Şubesi ve Kutlu Bilgi Derneği yönetimleri adına hepinizi saygıyla selamlıyorum. Mana Sultanı Mehmed Feyzi Efendi’yi Anma Programı’na  hoş geldiniz, şeref verdiniz..
Değerli misafirlerimiz,
Türkiye Kamu Çalışanları Vakfı, Kastamonumuzun yetiştirdiği bütün milli ve manevi şahsiyetlere sahip çıkarak, onları anma ve kamuoyuna tanıtma görevini bir sorumluluk olarak kabul etmektedir. Bu kapsamda; Vefatının 27. senesinde Mehmet Feyzi Efendiyi anmak için burada toplanmış bulunmaktayız,
Mehmet Feyzi Efendi; Hafız Ömer Aköz Hocaefendi ile başlayarak çocukluğundan itibaren iyi bir tahsil görmüş, askerliğini yaptığı 1935’li yıllarda, İstanbul’un en büyük hocalarını bularak onlardan dersler almış, Kastamonu, Afyon ve Denizli hapishanelerinde yattığı sıralarda da ilim aşkıyla çalışmalarını sürdürmüştür.
Mehmet Feyzi Efendi,. “Kur’ân-ı Kerim tilavetinde, Tefsir, Hadis, Fıkıh, Kelam gibi dini ilimlerde kendisini yetiştirmiş, ayrıca ziyaretçileri ile; astronomi, tarih, coğrafya, sosyoloji, tıp, bitkiler, hayvanlar, gıdalar, madenler gibi konularda  da teferruatlı sohbetlerde bulunmuşlardır.
Mehmet Feyzi Efendi’nin hayatını ve fikirlerini gelecek kuşaklara aktarmayı gaye edinmiş pek çok kitap yazılmıştır. Kendileri ile uzun yıllar sohbetlerde bulunmuş, ilminden istifade etmiş ve feyiz almış olan Muzaffer Ertaş ve Musa Özdağ hocalarımızın kaleme aldığı eserler bunların başlıcalarındandır.
Kıymetli misafirler,
Bizler dini konulara vakıf olan kimselerden dini meseleleri öğrenmeye; milli konularda hassasiyeti bulunanlardan da milli meseleler ve sosyal konularla ilgili problemleri ve çözüm yollarını duymaya alışmış bir nesil olarak yetiştik. Dini ve milli hassasiyetleri bir bütün olarak kabul eden bir değer olarak Mehmet Feyzi Efendi anlaşılması gereken bir düşünce insanı olarak karşımızda durmaktadır.
Günümüzde dini konularda hassas olup milli meselelere duyarlı olmayan ya da milli konularda duyarlı olup dini değerler hususunda hassasiyet göstermeyenler bulunmaktadır. Fertlerin zihin dünyalarındaki milli ve dini mefkûrelere göre;   harekete geçebilmeleri halinde, yapacakları işler daima toplumun yararına olacaktır.
Sosyal ve psikolojik problemlerin had safhada olduğu günümüzde, değerlerimizi ve değer şahsiyetlerimizi toplumun önüne örnek olarak çıkarmak, insanlarımızı müsbet düşünceye, müsbet iş ve eylemlere yönlendirmek açısından oldukça önemlidir. Bu bağlamda; Mehmet Feyzi Efendi'nin düşünceleri, yeni nesiller ve gelecek asırlar için dikkate değer ve asrımızın dertlerine deva olacak, sosyal problemlerine çözüm üretirken kaynak kabul edilecek görüş ve düşüncelerdir.
Mehmet Feyzi Efendi’de dînî ve millî kimlik birleşmiş, adeta ayrılmaz bir bütün teşkil etmiştir. Onun bu kimliğinin tabii bir neticesi olarak kendisi, Türk ve İslâm dünyasının problemlerine de bir bütün halinde bakmış; dinî ve millî değerlerin birlikte yaşatılması gerektiğini hayatı boyunca ısrarla dile getirmiştir. Onun tespitlerine göre “mefâhir-i dîniyye, mefâhir-i milliyye ve sadâkat-i vataniyye” denilen üç değere birden sahip çıkılması gerekmektedir. Yani dinî değerlere, millî değerlere ve vatana birlikte sahip çıkarak, bu üçlünün ayrılmasına aslâ müsaade edilmemelidir. Çünkü bu üçü bir arada oldukça onulmayacak, tedavi edilmeyecek hiçbir yara ve hastalık yoktur. Bu demektir ki, bugün karşı karşıya kaldığımız problemlerin ana sebebi, “üçlü sac ayağı” diyebileceğimiz “din, milliyet ve vatan” ile ilgili konularda gösterdiğimiz zaaf ile bunların parçalanması ve adeta birbirlerine düşman gibi gösterilmesidir.
Sağlam bir şekilde ayakta durabilmek için bunlardan birini diğerinin önüne geçirmeden ve hiçbirini de ihmal etmeden hareket etmek gerekir. Çare bu üçlünün bir arada olmasıdır. İslâmî değerlerin ayakta tutulabilmesinin yolu, milliyetimize/Türklüğe sahip çıkmaktan geçer; çünkü millî bünyemiz sağlıklı olmazsa, ayakta duramayız ve dinimize de sahip çıkamayız. Millet olarak ayakta duramadığımızda, kendi başına ayakta duramayan diğer Müslüman milletlerle bir araya gelmemiz de mümkün olmayacaktır. Yahut mümkün olsa bile, kol kola vermiş sarhoşlar gibi hep birlikte yere kapaklanmak veya yuvarlanmak kaçınılmaz olacaktır. Tek başına Türklüğü öne çıkarmak da çare değildir. Çünkü İslâm varsa Türklük bir anlam ifade eder. İslâm’dan çıkan Türkler, Türklüklerini de kaybetmiştir. Bu iki unsur birbirini tamamlar. Bu nedenle: “İslâmiyet ruhumuz, Türklük bedenimizdir.” Bunların muhafazası için ise vatan şarttır. Vatan olmazsa İslâm’ı da Türklüğü de korumak mümkün değildir. Sağlam bir şekilde ayakta durmak için İslâm, Türklük ve vatan mefhumları bir arada olmak zorundadır. Bunların bir arada olduğu bir Türk dünyasının, aynı zamanda diğer Müslüman milletler için de büyük bir güven ve huzur kaynağı olacağı muhakkaktır.
“Bu zaman, Ehl-i Sünnet itikâdına, Hanefî Mezhebine ve Türk Milliyetçiliğine nusret etme zamanıdır.” ifadesi onun itikadî, amelî ve fikrî açılardan bir bütün olarak düşünce sistemini yansıtmaktadır. Mehmet Feyzi Efendi bu sözleri ile Türk dünyasını kucaklayacak olan güncel ortak paydaları da belirlemiş olmaktadır.
Bu bağlamda ki etkinlikler çerçevesinde İkinci defa; “Kastamonu’nun Manevi Değerlerinden Mehmed Feyzi Efendi” adlı sergi açtık. Vatandaşlarımız bu sergiyi Barutçuoğlu AVM’de gezebilirler. Serginin açılma sürecinde katılımları ve katkılarıyla destek olan, sayın valimize, Belediye Başkanımıza, Siyasi Partilerimizin İl ve İlçe başkanlarına, Pek Değerli Mehmet Feyzi Efendi gönül dostlarına,  Barutçuoğlu AVM Genel Müdürlüğüne ve esnafına teşekkür ederiz.
Bu anlam yüklü programda şu anda aramızda bulunan Türkav Genel Başkanımız Sayın İbrahim VATANSEVER ve Yönetim ekibine, Türkav İl Şube Başkanlarımıza ve diğer tüm misafirlerimize de teşriflerinden dolayı şükranlarımı sunarım..
Saygıdeğer misafirlerimiz,
Son yıllarda, Bir tarafta; medya üzerinden aile yapımıza acımasızca saldıran ahlaksız senaryolarla diziler, diğer tarafta;internet üzerinden yayın yapan sosyal paylaşım siteleri, cep telefonları ve sokaklar  her geçen gün sosyal çözülmeyi hızla artırmaktadır. Bu tahribatların hepsi  maalesef ailenin kutsallığı üzerinedir.. bizlerde bu yaraya bir nebzede olsa çözüm olabilme adına; daha önceden aile ve aile huzuru  üzerine çalışmaları olan, Emekli Diyanet İşleri Başkan Yardımcımız  Necmettin NURSAÇAN hocamızı “Ailede Huzur, Yurtta Huzur” konulu bir Konferans için davet ettik. Kendilerine verdikleri destekten dolayı huzurlarınızda teşekkür ediyorum.
Sözlerime son verirken Sevgili peygamberimiz başta olmak üzere bütün Allah dostlarını, Türk ve İslam büyüklerini, şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor, feyiz ve himmetlerinin üzerimize olmasını Cenabı Hak’tan niyaz ediyorum.
Hepiniz Allaha emanet olunuz.

 HABASET (MADDİ VE MANEVİ KÖTÜLÜKLER) ÇOĞALINCA, SÂLİHLERİN DÛASI DA MAKBUL OLMAZ.

  • İNSAN BOZULMADIKÇA, ÂLEMİN NİZAMI BOZULMAZ
  • İNSAN KEBAİRDEN (BÜYÜK GÜNAHLARDAN) KAÇARSA, FARZ İŞLEMİŞ GİBİ AMEL DEFTERİNE SEVAP YAZILIR.
  • HERŞEYİN GÜZEL TARAFINI GÖRMEK HERŞEYİ GÜZEL MÜTEALAA ETMEK (DÜŞÜNMEK), GÜZEL ÂHLAKTANDIR
  • GÜNEŞ GİBİ TEVÂZU (ALÇAK GÖNÜLLÜLÜK), TOPRAK GİBİ TAHAMMÜL, NEHİR GİBİ SEHAVET (CÖMERTLİK), DAĞ GİBİ SEBAT LAZIM.
  • FİTNENİN BÜYÜĞÜNE KÜÇÜĞÜNE BAKILMAZ. BÜYÜK TOMRUKLAR KÜÇÜK YONGALARLA TUTUŞTURULUR.
  • BİRBİRİMİZİN NOKSANINI ARAMAYIP, MÜSAMAHA ETSEK İHTİLAF (İKİLİK) ÇIKMAZ

 

 

Abdullah ÜNAL
TÜRKAV Kastamonu Şube Başkanı