BOZKIRDAN YÜKSELEN NİYAZ
İnsanoğlunun dünyaya gelişindeki yegâne amaç, hiç şüphesiz Yüce Yaratanına dua ve niyaz içerisinde alçak gönüllülükle ortaya koyacağı kulluktur. Kulluk, insanın hem dünyada hem de ahirette temel vasfıdır. Şehirde kapıcı, köyde çoban olsa da kuldur; ülkede ve daha ötesi kâinatta sultan olsa da kuldur. Allah’ın; âlemlerin sultanının kuludur. Bu durum Sultan Süleyman Nebi, Zülkarneyn Nebi zamanında da böyle idi, İskender, Atilla, Kisra, Cengiz han, Sezar, Firavun, Karun, Nemrut, Selahattin, Fatih ve Atatürk zamanında da böyle idi. “…Ama insanların çoğu bunu bilmez.” İnsanlar doğru eğitim alır; sağlıklı bilgi ve görgü ile yetişirlerse Yüce Allah’a, cahil kalır; yanlış odaklardan etkilenir ve beslenirse şeytanlara kulluk ederler. Kulların en güzeli ve en doğru hareket edeni, Kitabımız Hz. Kuran ve Peygamberimiz Hz. Muhammed(sav) yoluyla insanlık görevini ve ilahi sorumluluklarını yerine getirenlerdir. En kötü olanları ise, Kitap ve Sünnet nedir bilmeyip, keyfince yaşayıp gidenlerdir. İyi kullar, hiç şüphesiz iyi iyi, güzel güzel, candan ve ciğerden Rablerine yalvaranlardır. Yine hiç kuşku yoktur ki, en güzel yalvarış ve niyaz, Hz. Kuran’ın açılışını yapan ve kulluğun abidesi namazımızın başına geçen FATİHA suresidir.
Fatiha; fetheden, açan, girişi sağlayan, başarıyı getiren ve zafere götüren anlamlarına gelir. İşte bu manadan olarak, İstanbul şehrini Türklüğe ve Müslümanlığa açan Muhammed Han Hazretleri bir fatihtir. İlim, teknik, fen, felsefe, sanat ve dini yaşam alanında insanlığa doğusuyla ve batısıyla yeni ufuklar açtı.
Şunu asla unutmayınız ki; her “açan” bir fatihtir. Bu meyanda besmele, maşallah, tevbe ve istiğfar ve tüm zikirler birer fatihtir. “Miftah” ilgili kelimeden türetilen ve anahtar anlamına gelen bir isimdir. Bunun için Ulu Bilge Allâme Bediuzzaman Efendi; “Bismillah her hayrın başıdır" “Biz dahi başta ona başlarız.” sözüyle, nurlar alemine giriş yapmakta ve zafere yürümektedir.
Sevgili Peygamberimizin bir hadisinde insanlardan bir kısmının hayra anahtar, şerre kilit; bir diğer kısmının da şerre anahtar, hayra kilit olduğu beyan olunmuştur. İşte bu nedenle biz kullara düşen; hayra mı yoksa şerre mi anahtar olduğumuzu sürekli göz önüne alarak kendimizi bir güzel muhasebe etmemizdir.
Bozkır’ın Arslanları, kulluk görevlerinde Yüce Allah’ın rahmet diyarına açılırken herhalde Kuran’ın açılımını sağlayan girişle, diğer bir ifade ile mukaddes kitabımızın kutlu anahtarı Fatiha Suresiyle yapacaktır.
BU SUREDE ÖNE ÇIKAN TEMEL İNANÇ DEĞERLERİMİZ

  1. Âlemlerin tek sahibi, onların yegâne eğiticisi ve öğreticisi Allah’tır.
  2. O, Rahman ve Rahim’dir. Tüm rahmet ve merhametin temel kaynağı ve onu âlemlere dağıtandır.
  3. Dünya yaşamının sona erişi ile DİN GÜNÜ; hesap ve kitap günü gelecektir. İkinci surla kabirlerinden kalkan bedenler, ruhlarıyla birleşip haşir meydanında saflar halinde toplanacaklardır. İşte bu günün yegane idarecisi ve hükümranı O’dur.
  4. Biz kullar sadece ve sadece O’na tapınır ve yalnız O’ndan yardım isteriz. O’ndan başkasına yüzsuyu dökmeyiz.
  5. Dosdoğru yolda yer almak ve bu yolda tüm yaşamımız boyunca sebat edişimiz ancak ve ancak O’nun hidayeti ve yardımı iledir. Bunu böyle bilir ve niyaz yönü ile daima bu yönde istekte bulunuruz.

 

DOSDOĞRU YOLDAN MAKSAT

  1. Doğru yoldan maksadımız; kendilerine nimetlerde ve ihsanlarda bulunduğun nebiler, sıddiklar, şehitler ve salih kullarındır. Yoksa kendilerine öfke duyduğun ve buna paralel olarak üzerlerine lanetler yağdırdığın sapık kulların yolu değildir.

Ayette yer alan ?????????? ????????? (el-mağdubi aleyhim=kendilerine öfke duydukların) sözünden maksadın ne olduğu hadis kitaplarında ve bu meyanda tefsir kitaplarında birinci tevcih(birinci görüş) olarak “onlar Yahudilerdir” şeklinde açıklanmıştır. Bunun sebebi onların Hak Peygamber Hz. Muhammed’e, Hz. İsa’ya ve daha birtakım peygamberlere inanmayışları ve inandıkları peygamberlere de iftira, eza ve cefa edip yerine göre onları öldürmeleridir. Günümüzün Yahudileri de onların bu bozuk ve sapık yolundan ayrılmamakta ve ısrarla öncekilerin yaptıkları hataları sürdürmektedirler. Dolayısı ile onların maruz kaldığı lanete bunlar da hedef olmuşlardır. Lanetleri bol olsun peygamber katillerinin!
Yine ayette yer alan ???????????? (ed-dallin=yoldan çıkanlar, gerçeği kaybedenler) sözüyle kimlerin kastedildiği Hz.Peygamber’in açıklamasında “Onlar Hıristiyanlardır.”şeklinde beyan olunmuştur. Bunun böyle oluşundaki neden de bir öncekilere benzemektedir. Hıristiyanlar gerçek İncili değiştirerek uyduruk birçok İncil ortaya atmışlardır. Bunlardan hepsi birbirine ters düşmektedir. Hz. İsa’yı, Hz. Meryem’i ve Ruhü’l Kudüs’ü(Cebrail) birer tanrı görerek, tek ve eşsiz Yüce Tanrımızı üçe çıkararak “teslis” denilen sapık bir inancı ortaya atmışlardır. Bu yönü ile onlar da geçmişleri olan Yahudilerin uğradığı lanetlere hedef olmuşlardır.
BUNCA LANETE RAĞMEN!..
Yüce Allah’ın yüce kitabında yer alan nice kınamalara, lanetlere ve onlara duyulan öfkelere rağmen, günümüzün nice sapıkları ibadet ve niyazında, Bozkır’ın Arslanlarının takındığı kutsiyet tavırlarına ve esaslarına uymayan görüşler ve uygulamalar ortaya koyarak çatlak sesler çıkarmaktadırlar.
Bizlere düşen; maddi ve manevi atalarımızdan, yüzyılların ötesinden süzüle süzüle günümüze kadar gelen  “Ehl-i Sünnet” inancından asla taviz vermemektir. Zira aksi davranış, kitabımız Kuran’a, sünnetimiz olan sahih eserlere ters düşecek ve bu durumda da kitap ve sünnet dışı sapık zümreler içerisinde yer alacağız. Yüce Allah korusun.
Şu halde Bozkır’ın Arslanlarına ve Türk yurdunun şahbaz yiğitlerine yaraşan, bu yönde de geçmişine sahip çıkarak, hal-i hazır ve gelecek evladına sağlıklı bir dini yaşam emanet etmek için elinden gelen her türlü çalışmayı yapmaktır. Bozkır’ın efradını ve tüm insanlarımızı Allah’a emanet ediyor, en derin sevgi ve saygılarımı sunarak, O’nun yüce selamı ile selamlıyorum.
NİYAZ
Ey nurların nuru,
Ey her belirginden daha belirgin,
Ey her gizliden daha gizli,
Ey her birinciden daha birinci,
Ve ey her sonuncudan daha sonuncu,
Rahman, Rahim, Kerim ve Latif olan Ulu Allah!
Kaldır lütfunla ve kereminle gözlerimizin önündeki serabı…
Ve kaldır yüzlerimizin üstündeki nikabı,
Ta ki bilelim ve görelim ahret yurdundaki sonsuz ikabı ve ebedi sevabı, âmin!

                                                           Taslakçının Abdurrahman oğlu Şerafettin oğlu Musa ÖZDAĞ
                                                                                                  31.08. 2014
                                                                                               KASTAMONU

 

 

Sebe,28

Ahmed bin Hanbel, Müsned,2:359; Neseî, Sünenü’l Kübra, 6: 127, 128; İbn-i Hibban, Sahih, 1:173,174

Bediüzzaman Said Nursi, Sözler(1.Söz)

İbn Mace, Mukaddime, 19.

Nisa,69

Bakara, 89,159,161

Celaleyn, Taberi, Kurtubi, İbn-i Kesir, Medarik vs.tefsirler